92406 kayıt bulundu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çocuk gibi davranışlarda bulunmak
1. Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın.
1. Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın.
2. Çocuğa benzer durum almak
1. Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor.
1. Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor.
1. -i , -i , -i , -i , Çocuklaşmasına yol açmak
1. Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur.
1. Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur.
çoluklu çocuklu
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuğu olan
1. O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu.
1. O da eski karısından iki veya üç çocuklu bir duldu.
1. isim , isim , isim , isim , Çocuk olma durumu
1. Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir.
1. Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir.
2. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi
1. Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?
1. Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çocukça davranış
1. Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum.
1. Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum.
1. çocukça davranışlarda bulunmak
2. gereği gibi düşünmeden deneyimsizce, sorumsuzca davranmak
1. Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.
1. Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen
1. Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.
1. Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Çocuğa benzer bir biçimde
1. Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.
1. Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor.
1. -i , -i , -i , -i , Çocuksu duruma gelmek
1. Yüzü, o garip bakan gözleriyle çocuksulaşmıştı.
1. Yüzü, o garip bakan gözleriyle çocuksulaşmıştı.
1. isim , isim , isim , isim , Çocuksuz olma durumu
1. Bu çocuksuzluk, bu kısırlık zaten bütün hayatımı zehirleyen bir şey.
1. Bu çocuksuzluk, bu kısırlık zaten bütün hayatımı zehirleyen bir şey.
1. bir aile sorunu veya ailece gizli tutulan bir şey, çocukların rastgele söyledikleri bir sözle açığa çıktığında söylenen bir söz
1. Ben de bir türlü ne olduğunu anlayamamıştım! Çocuktan al haberi derler. Boş laf değilmiş.
1. Ben de bir türlü ne olduğunu anlayamamıştım! Çocuktan al haberi derler. Boş laf değilmiş.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çoğalma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak veya ansızın çoğalmak
Telaffuz : çoğalı'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme
1. Öğlene doğru seyirciler çoğalmaya başladı.
1. Öğlene doğru seyirciler çoğalmaya başladı.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek
1. Ansızın aşağıda ayak sesleri, uğultular çoğaldı.
1. Ansızın aşağıda ayak sesleri, uğultular çoğaldı.
1. -i , -i , -i , -i , Çoğaltma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Örnekleri dilediğimizce çoğaltabiliriz.
1. Örnekleri dilediğimizce çoğaltabiliriz.
2. Çoğaltmaya gücü yetmek